DE

Şok Zararı – Kim Tazminata Hak Kazanır?

Lesezeit: 3 min

Şok Zararı – Kim Tazminata Hak Kazanır?

Yakın zamanda karara bağlanan bir dava, ‟yakın hısım” sayılmayan üçüncü kişilerde şok zararı (Schockschaden) sorununu aydınlatıyor. Avusturya Yüksek Mahkemesi (OGH) güncel bir kararında, bu yazıda daha ayrıntılı ele aldığımız yol gösterici bir karar verdi.

Arka plan:

3 Haziran 2021'de iki kişinin yaşamını yitirdiği ve birçok kişinin ağır yaralandığı trajik bir kaza meydana geldi. Davacının en yakın arkadaşı da etkilenenler arasındaydı. Davacı kazanın tüm seyrini çok yakından (yaklaşık 45-50 metre mesafeden) yaşadı ve kazadan saniyeler sonra arkadaşının yardımına koştu, ancak ölümünü engelleyemedi. Bu sarsıcı durum, onda akut bir stres tepkisine yol açtı ve bu daha sonra travma sonrası stres bozukluğuna dönüştü.

Yeni karar:

Yüksek Mahkeme, şok zararı nedeniyle tazminat talebine hak kazananların çevresini genişletti. Şimdiye kadar şok zararlarında manevi tazminat (Schmerzengeld) taleplerini esas olarak ‟yakın hısımlar” ileri sürebiliyordu. Artık yakın hısım sayılmayan üçüncü kişiler de, bir ‟nitelikli kaza katılımı” söz konusuysa talepte bulunabilir.

Sonuç:

Somut olayda Yüksek Mahkeme, ölenin arkadaşı olan davacının hak sahipliğini onayladı. Davacı hısım sayılmasa da, mahkeme onun nitelikli kaza katılımını kabul etti. Kaza olayına doğrudan yakınlığı ve en yakın arkadaşına yardım etme çabaları, mahkemenin hukuken kabul ettiği, hastalık değeri taşıyan bir şok zararına yol açtı.

Yargı, şok zararı ve buradan doğan manevi tazminat talebi için iki olay grubunu daha da inceltiyor. Artık iki olay grubu vardır:

  1. ‟Yakın hısım” niteliği
  2. Ölen veya ağır yaralanan kişinin mutlaka yakın hısmı olması gerekmeyen bir üçüncü kişinin kaza olayına doğrudan katılması.

Şok zararı hakkında Soru/Cevap:

Kim yakın hısım sayılır?

Yakın hısım olarak şok zararı nedeniyle tazminat talebine sahip olmak için, ölen kişiyle tipik bir bağ bulunmalıdır. Yargı şimdiye kadar çocukları, ebeveynleri, eşleri, hayat arkadaşlarını, kardeşleri ve son olarak bir üvey babanın yakın hısım olduğunu kabul etti. Anılan olayda davacı en yakın arkadaşıyla yakın bir ilişkiye sahip olsa da, ilke olarak ‟yakın hısım” sayılma koşullarını karşılamıyordu.

‟Nitelikli kaza katılımı” ne anlama gelir ve somut olayda davacının hak sahipliği için neden belirleyiciydi?

‟Nitelikli kaza katılımı”, üçüncü kişinin ilk zarara doğrudan ve ağır biçimde maruz kalmasını ifade eder; bu, kaza olayına etkin katılım veya yakın mekânsal yakınlıkla gerçekleşebilir. Somut olayda bu belirleyiciydi, çünkü davacı kaza olayına doğrudan katıldı ve bu nedenle bir şok zararı gördü.

Bu yeni Avusturya içtihadının şok zararı tazminatı alanındaki gelecekteki davalara olası etkileri nelerdir?

Yeni Avusturya içtihadı, kaza olayına nitelikli biçimde katılan üçüncü kişilere şok zararı tazminatının daha cömert biçimde tanınmasına yol açabilir.

Mahkeme davacıyı neden sıradan, olaya karışmamış bir kaza tanığı olarak değil, ‟nitelikli kaza katılımı” olan gezi grubunun bir parçası olarak gördü?

Mahkeme, davacıyı kaza kurtarmasına etkin katılımı ve olaya yakın mekânsal yakınlığı nedeniyle nitelikli biçimde doğrudan katılan kişi olarak değerlendirdi.

Davacının kaza olayına doğrudan mekânsal yakınlığı, Yüksek Mahkemenin kararı için nasıl bir rol oynadı?

Davacının doğrudan yakınlığı, nitelikli kaza katılımının kabul edilmesi için önemli bir ölçüttü. Yakın hısımlar, tazminata hak kazandıran bir şok zararı görmek için kaza olayına mutlaka katılmak zorunda değilken, diğer üçüncü kişilerde kaza olayının birlikte yaşanması gerekir.

Bu karar, şok zararı içtihadı çerçevesinde hangi yenilikleri getiriyor?

Şok zararı nedeniyle tazminata hak kazananların alanı genişletildi. Yüksek Mahkemenin bir kaza olayını ‟yalnızca” duymayı (örneğin telefonda) veya kaza görüntülerini sonradan izlemeyi nasıl değerlendireceğini görmek heyecan verici olacak. İnsan ne zaman fazla uzaktadır? Üçüncü kişi, olaya hâlâ doğrudan katılmış sayılması için kazaya ne kadar sürede ulaşabilmelidir?

(OGH 14.12.2023 – 2 Ob 208/23m)